Türkiye’de 1994’ten bu yana hayatımızda olan ülkemizi cep telefonuyla tanıştıran ilk firmamızdır.Yurt dışında New York borsasında işlem gören ilk Türk firması olması da ayrıca göğsümüzü kabartmaktadır.
Bugün Turkcell’i eleştirebileceğimiz 2 nokta var. 1.si yurt dışında ağır ilerlemesi 2.si ise yenilikleri yaratan değil de bunda diğer firmalarda bekle gör politikası izlemesi.
Turkcell bugün itibariyle Almanya, Belarus, Moldova, Ukrayna, Gürcistan, Kazakistan, Azerbaycan ve KKTC’de kendisinin lider olabileceği garanti olan yurtdışı pazarlarında görebiliyoruz. Diğer ülkelerde ise çok sayıda firmayla anlaşmalı olduğunu ve bu firmaların çokluğu ile Türkiye’de tek olduğunu biliyoruz. Peki, yıllarca Türkiye’de tekel olmuş hatta diğer firmalar pazara girdikten sonra ve bu firmaların çeşitli çabalarına rağmen hala Türkiye’de liderliğini koruyabilmiş olan Turkcell neden daha hızlı yayılamamaktadır. Bununla ilgili en gözlemlenebilir hipotezlerim ise;yöneticilerin verimli olamayışları veya olamamaları,aşırı ihtiyatlı ve garantici bir politika ve hepsinden önemlisi Turkcell’in sahibi Sn. Mehmet Emin Karamehmet’in hala tarım kültüründen gelen güvenli ve ağır ama sağlam adımlarla ilerleme politikası.
Turkcell’in yakın geçmişine baktığımızda bu hantal ve özellikle yeniliklere “bekle gör” politikasıyla yaklaşması çeşitli olaylarda karşımıza çıkıyor. İlk olarak diğer GSM firmaları çeşitli kampanyalar yaptıklarında Turkcell’in bunu sadece beklediğini ve tarihinin en kötü karı ile karşılaşmadan kılını dahi kıpırdatmadığını görüyoruz. Bu olay Turkcell’e en yararlı olduğu nokta artık firmanın hantal yapısından kurtulmaya başlamasıdır. Yine Diğer GSM firmalarının 1TL’ye telefon satma gibi kampanyalarının başlatması Turkcell’i geç de olsa harekete geçirdi.Bu sayede dünyada olan bir uygulamayı Turkcell kendi bünyesine katmış oldu.Bu durum Turkcell’in öğrenen bir organizasyon olduğunu kanıtlasa da hala hantal ve yeniliklere karşı bekle gör politikasını değiştirmedi. Bu bekle gör politikası biraz diğer firmalara yaradı açıkçası; bunun en büyük örneğini 3G ihalesinde gördük. Turkcell daha önce katılıp aldığı bu ihaleye yaklaşık 3 yıl sonra tekrar girmek zorunda kaldı.Diğer firmalar Turkcell’in kendilerine bağlı oldukları gerçeğini çabuk gördüklerinden dolayı ,ilk 3G ihalesine girmeyerek çok stratejik bir karar verdiler.Bunun sonucunda ise Turkcell’den hiç istemediği ‘numara taşıma’ için onayını aldılar.
Turkcell bu gibi olaylardan ötürü çeşitli bedeller ödedi şimdi ise merak konusu olan Turkcell’in bunlardan ders çıkarıp hantal yapısından kurtulup daha atik, daha cesur bir yapıya dönüşmesi muhtemel mi? Soruyu şöyle değiştirmek istersek Sn. Mehmet Emin Karamehmet bu bakış açısından uzaklaşacak mı? Acaba öğrendiklerini uygulayabilecek mi?
CEYHUN YAVAŞ