İlk gün Anadolu salonunda inanılmaz sunumlar yapıldı. Konferans başkanımız Steve Jobs ile ''Think Different'' kampanyasında da çalışmış olan Peter Economides. Muazzam iletişim becerisi ile muhteşem bir şekilde tüm konferansı sürükledi. Sabah oturumunda Tomorrow'un kurucusu Mike Walsh ve Twitter Sosyal İnovasyon Yöneticisi Claire Diaz-Ortiz, Free Range Studios' dan Jonah Sachs sunumlarını yaptılar. Tüm konuşmacılar son derece başarılı ve etkileyici olsa da, sanırım akıllarda en çok Mike Walsh kaldı.
Mike Walsh iletişimini kültürel öğeler üzerinden kuran bir isim. Sunumu esnasında çok farklı kültürlerden insanlar tanıdığını ve her biriyle nasıl farklı şekilde iletişime geçtiğini anlattı. Sunumun sonlarına doğru benim de aklıma sıkça gelen şu soruyu sordu: "Türkler neden çok pahalı telefonlara fazlasıyla meraklı?". Evet, neden? Mike Walsh bize bunu üzerinde Yılmaz Güney'in resminin bulunduğu bir afişle açıkladı ki hemen altında 'at, avrat, silah' yazıyordu. Türk erkekleri at, avrat, silah üçlüsüne kültürel olarak sıkı sıkıya bağlı. Ancak modern zamanlarda at arabaya, avrat facebook ve daha çeşitli sosyal medya mekanlarına, silah ise mobilize olmaya dönüşmüş. Pahalı telefon sevdamız da silahın gösterişli olması noktasında ortay çıkıyormuş. Katılmamak mümkün değil. Mike Walsh' un kariyeri ve yaptıkları ile ilgili daha fazla bilgi almak için lütfen tıklayın.
Aynı gün çok etkilendiğim bir diğer sunum ise MCT Danışmanlık kurucu ortağı Tanyer Sönmezer'in sunumu oldu. Tanyer bey yirmi dakikalık sunumu bize beş dakika gibi hissettirdi. Son derece akıcı, anlaşılır ve dokunulurdu. Kullandığı müzikler, yaptığı tespitler salonda kahkahalara, alkışlara yol açtı. İnsanlar bu sunumla enerji topladı ve güne devam edebildi. Anlattığı 6 -1 prensibi ise son derece ilginçti. Hikaye temalı konferansta insanların hikayenizi konuşması için ne yapmak gerekir? Tanyer bey son derece yalın bir dille anlattı. 5 Aralık günü akşam saat dokuz gibi #pz2012 nin 3. sırada tt olduğunu da belirtmeliyim. Tanyer Sönmezer'in çalışmaları ve kariyeri hakkında bilgi almak için lütfen tıklayın.
İkinci gün geldiğinde The Genuis Box kurucusu Andy Reid aklımı başımdan aldı. Muhteşem bir sunum ve muhteşem bir iletişim becerisi. Biz kapitalizm sonrası birazcık kültürümüzdeki o hoşlukları kaybettik. Tanımasak bile selam vermeyi, tanışmak isteğini kaybettik. Ben bunu hep yaşadım. Ancak Andy biz kendisini yukarıdan izlerken alt salondaki herkesi hareketlendirdi. Önce onlara yan yana oturmalarını, kimsenin yalnız oturmaması gerektiğini söyledi. Sonra tanışın dedi. Onlara birer el feneri dağıttı ve her sıranın bir sonraki sıraya el fenerlerini uzatırken tanışmalarını istedi. "Hikaye anlatmak için..." dedi biraz nefes aldı ve devam etti "...beş önemli fonksiyon vardır. Şimdi bu fonksiyonları anlatacağım ama önce küçük bir oyun oynayacağız." dedi. Oyunun bitişinde fonksiyonları bize aktardı ve yirmi dakika biz hiç anlamadan geçiverdi. O muhteşem insanla sunum sonrasında tanıştık. Bize iletişim bilgilerini verdi ve son derece nazikti. Kendini kesinlikle çok iyi pazarladı. Andy Reid ve yaptıkları için ayrıntılı bilgi isterseniz lütfen tıklayın.
Geçirdiğim bu iki günü kısaca özetlemeye çalıştım ama o kadar çok öğrendim ve o kadar çok deneyimledim ki beş yazı yazsam yetmez. İki gün boyunca, Tanyer Sönmezer' in de söylediği gibi; "Hikaye anlatmadan bir hikaye olmadan konuşulamazsınız. Dijital zamanda da konuşulmazsanız silinirsiniz." i düşündük, yaşadık, dinledik. MCT Danışmanlık ve organizasyonun gerçekleşmesini sağlayan herkese sonsuz teşekkürler.
